Stan Woosley, ilk gençlik yıllarından beri kimyasal elementleri seviyor ve bir şeyleri havaya uçurmaya bayılıyor. Çocukluk yıllarını, 1950'lerin sonlarında Teksas'ta (ABD) geçiren Woosley, “Potasyum nitrat, potasyum perklorat ve potasyum permanganatla birçok farklı şeyi karıştırarak elde edilebilecek herşeyi yaptım,” diyor. Woosley, patlayıcı karışımlarını Fort Worth'taki (Teksas, ABD) bir golf sahasında test ediyordu. Denemelerini, “Kavanozun kapağını sıkıca kapatıp olabildiğince hızla uzaklaşırdım” diye özetliyor.
Günümüzde California Üniversitesi'nde (Santa Cruz, ABD) gökbilimci olarak görev yapan Woosley artık daha büyük -çok daha büyük- patlamalarla uğraşıyor. Evrenin oluştuğu dönemden beri meydana gelen en güçlü patlamaların bazılarını, süpernovaları -yıldızların ölümünü- inceliyor.
Bu patlamalar, hemen her saniye, genellikle insanın hayal dahi edemeyeceği kadar uzak galaksilerde, yüz milyarlarca yıldız parlaklığında ve genişleyip soğuması aylarca süren ateş topları olarak meydana geliyor. Gezegenimize yakın bölgelerde çok sık oluşmadıkları için şanslıyız. İçinde bulunduğumuz galaksideki son süpernova 1604'te patladı. Gece gökyüzünde Jüpiter'in parlaklığına rakip olan bu patlama, gökbiliminin öncülerinden Johannes Kepler tarafından büyük bir dikkatle izlenmişti.
Böylesine uzakta meydana gelmelerine rağmen süpernovalar insan bedenini doğrudan etkiliyor. Hücrelerimizdeki karbon, havadaki oksijen, bilgisayar çipleri ve kayalardaki silisyum, kanımızdaki ve makinelerdeki demir, yani hidrojen ve helyumdan ağır olan atomların hemen hepsi, evrenin ilk dönemlerinde meydana gelen yıldızların içinde oluştu ve milyarlarca yıl önce patladıklarında tüm evrene saçıldılar.
Gökbilimciler, onlarca yıldır, insanoğlunun kökenlerini anlamak amacıyla -ve bazı durumlarda da sadece patlamalara karşı duyulan meraktan hareketle- milyonlarca yıl boyunca huzurla parıldayan yıldızların nasıl olup da aniden patladıklarını anlamaya çalışıyor.
Son dönemlerde iki önemli keşif yapıldı. Biri, uzayın derinliklerinden gelen ve Dünya'ya ulaşan yüksek enerjili gama ışını patlamalarına ilişkin bir bilgi. Gökbilimciler, onlarca yıldır, bu patlamaların kökeninin ne olabileceği üzerinde düşünüyordu ve uzay araçları yakın dönemlerde yanıtın ortaya çıkması yönünde ikna edici kanıtlar sunarak tartışmaya son noktayı koydu. Bu yanıt, Woosley tarafından on yılı aşkın bir süre önce ortaya atılan görüşle örtüşüyordu: Birçok gama ışını patlaması, asıl patlamadan dakikalar önce süpernovalardan yayılan erken uyarı sinyalleridir.
Bu bağlantı bir diğer gizeme, asıl patlamaya doğru ilerleyen olaylara bir bakış sunuyor. Araştırmacılar bu konuda da ilerleme kaydetti. Yanıt için gökyüzü yerine süpernovaların bilgisayarda üretilen modellemelerini izleyen bazı araştırmacılar son felaketi tetikleyenin ne olduğunu bulmuş olabileceklerini düşünüyor. Yapbozun eksik kalan parçası, hayal edilemeyecek kadar güçlü yankılar -yıldızların son gösterileri- olabilir.
Gökbilimcilerin, genellikle gökcisimlerini onlar yok olmadan incelemek gibi bir aceleleri yoktur. Ama bugünlerde yüzlerce gökbilimci acil bir durum olduğunda göreve çağrılan doktorlar gibi zamanında işlerinin başında olabilmek için, cep telefonları ve çağrı cihazlarını yanlarından ayırmıyor. Tümü, Swift adlı uzay aracından gelecek bir sinyali bekliyor.
2004'te fırlatılan Swift, gama ışınları için gökyüzünü tarıyor. Bir patlama saptadığında, merkeze odaklanmak ve geriye kalan ışığı tam olarak belirlemek için teleskoplarını gama ışınlarının kaynağına doğru çeviriyor.
Ayrıca yeryüzünde bekleyen ve daha büyük teleskoplarla daha yakından gözlem yapabilen gökbilimcilere de çağrı gönderiyor.
Swift, 18 Şubat 2006'da, Koç takımyıldızı doğrultusunda bir yerlerden gama ışını geldiğini saptadı. Uydu, üç dakika içinde patlamanın yerini belirlemiş ve dünyaya uyarı sinyali göndermişti. İki gün sonra Arizona'da (ABD) bir telekoskobun başındaki gökbilimciler patlamanın genelde olduğundan çok daha yakın bir yerde, yakındaki, küçük bir galakside olduğunu saptadılar.
Gökbilimciler daha önce patlamalar ve süpernovalar arasındaki bağlantının izini sürmüşlerdi. Ama bu patlama çok yakındaydı ve Swift tarafından çok hızlı bir biçimde saptanmıştı. Araştırmacılar bunun, gama ışını patlamalarının, patlayan bir yıldızın sahneye koyduğu gösterinin ilk sahnesi olduğu konusundaki kuşkularını doğrulayacağını umuyordu.
18 Şubat'taki bu patlama, genelde olduğundan çok daha uzun, her zamanki birkaç saniyenin aksine yarım saatten fazla süren bir gama ve x-ışını selinin ardından görünür ve kızılötesi bölgelerde ışınımda bulundu. Patlamadan geriye kalan bu ışık izleyen üç gün içinde sönmeye başladı ve ardından sahneye süpernova çıktı.
English Version translated by Filiz Topcu
BANGgG
Stan Woosley has loved chemical elements and blowing up things, since his teenager years. He lived his childhood in Texas (USA) in the late 1950s, "I did everything you could do with potassium nitrate, perchlorate, and permanganate, by mixing them with lots of other things," he says. Woosley tested his explosive mixtures on a golf course in Fort Worth. He summarizes his experiments as : "I closed the jar’s cover tightly and ran fast away."
Working as an astronomer at the University of California (Santa Cruz USA) now, he is dealing with bigger, much bigger explosions. He has been investigating the strongest explosions and the supernovas –death of stars-, from the beginning of the universe.
These explosions, almost happening every second and usually are in so far galaxies that a people can never imagine, blazing as bright as hundreds of billions of stars and creating a fireball that expands and takes months to cool down. We are lucky that those explosions do not occur near our planet. The last supernova in our galaxy exploded in 1604, it was like the brightness of Jupiter in the sky and that was observed carefully by Johannes Kepler, the pioneer of astronomy.
Although they occur so far, supernovas can directly affect human bodies. The carbon in our cells, the oxygen in the air, the silicon in computer chips and rocks, the iron in our blood and machines, so almost every atom heavier than hydrogen and helium, appeared from the first stars and strewn across the universe when they exploded billions of years ago.
Astronomers have been trying to understand why stars shining peacefully for millions of years blow up suddenly for decades eager to understand origins of humanity and, in some cases, eagerness about things banging.
Lately there have been made two important discoveries. One is knowledge about potent blasts of high-energy gamma rays that come from distant points in the galaxy. For decades astronomers have been working on what can be the reason or root of these explosions and space vehicles by giving persuasive evidences give an end point to this discussion. This answer was matching up with what Woosley came up with more than 10 years ago. Many gamma-ray bursts are the early warning signals from supernovas, emitted minutes before the explosion.
This link offers a glimpse to the other mystery which is the events of leading up to the actual explosion. In this area the researchers have made headway. Instead of looking at the sky for the supernovas, they looked at computer models of supernovas and figured out what may trigger the final cataclysm. The missing part at the puzzle, unimaginably powerful reverberations, could be the echoes of a star’s last show.
Astronomers, usually do not have a hurry to study heavenly bodies before they vanish. However nowadays, hundreds of Astronomers have their cell phones or beepers in constant wears like doctors who can be called for an emergency. All of them just wait for one signal that the space ship called Swift will give.
Swift was sending to the galaxy in 2004 and scans the sky for Gama rays. When it detects a burst, it swivels its telescopes toward the source to get a good fix and detect the afterglow, the lingering point of light that marks the spot where a burst originated. It also sends an alert to earthbound astronomers, who can take a closer look with bigger telescopes.
Moreover it sends a beep to the bigger telescopes with which Astronomers, waiting on the Earth can observe closer.
On February 18, 2006, Swift detected an outpouring of gamma rays from somewhere toward the constellation Aries. Within three minutes, the satellite had determined the position of the explosion and broadcast an alert to the Earth. Two days later, astronomers at a telescope in Arizona (USA) reported that the explosion came from a small, nearby galaxy, only a fraction as far away as usual.
Astronomers had before traced a connection between explosions and supernovas. But this explosion was so close, and Swift had detected it so quickly, that scientists hoped it would help confirm what they suspected that was: a gamma-ray explosion is an exploding star's opening act.
This explosion on February 18th, was much longer than it was usually, after one Gama ray and x-ray flood in the invisible and infrared regions that are lasting more than half an hour rather than the typical few seconds, radiated. After the explosion, the light started to die away, for the sequential three days and after that supernova took the place.
National Geographic
BUMmM
Turkish version
Stan Woosley, ilk gençlik yıllarından beri kimyasal elementleri seviyor ve bir şeyleri havaya uçurmaya bayılıyor. Çocukluk yıllarını, 1950'lerin sonlarında Teksas'ta (ABD) geçiren Woosley, “Potasyum nitrat, potasyum perklorat ve potasyum permanganatla birçok farklı şeyi karıştırarak elde edilebilecek herşeyi yaptım,” diyor. Woosley, patlayıcı karışımlarını Fort Worth'taki (Teksas, ABD) bir golf sahasında test ediyordu. Denemelerini, “Kavanozun kapağını sıkıca kapatıp olabildiğince hızla uzaklaşırdım” diye özetliyor.
Günümüzde California Üniversitesi'nde (Santa Cruz, ABD) gökbilimci olarak görev yapan Woosley artık daha büyük -çok daha büyük- patlamalarla uğraşıyor. Evrenin oluştuğu dönemden beri meydana gelen en güçlü patlamaların bazılarını, süpernovaları -yıldızların ölümünü- inceliyor.
Bu patlamalar, hemen her saniye, genellikle insanın hayal dahi edemeyeceği kadar uzak galaksilerde, yüz milyarlarca yıldız parlaklığında ve genişleyip soğuması aylarca süren ateş topları olarak meydana geliyor. Gezegenimize yakın bölgelerde çok sık oluşmadıkları için şanslıyız. İçinde bulunduğumuz galaksideki son süpernova 1604'te patladı. Gece gökyüzünde Jüpiter'in parlaklığına rakip olan bu patlama, gökbiliminin öncülerinden Johannes Kepler tarafından büyük bir dikkatle izlenmişti.
Böylesine uzakta meydana gelmelerine rağmen süpernovalar insan bedenini doğrudan etkiliyor. Hücrelerimizdeki karbon, havadaki oksijen, bilgisayar çipleri ve kayalardaki silisyum, kanımızdaki ve makinelerdeki demir, yani hidrojen ve helyumdan ağır olan atomların hemen hepsi, evrenin ilk dönemlerinde meydana gelen yıldızların içinde oluştu ve milyarlarca yıl önce patladıklarında tüm evrene saçıldılar.
Gökbilimciler, onlarca yıldır, insanoğlunun kökenlerini anlamak amacıyla -ve bazı durumlarda da sadece patlamalara karşı duyulan meraktan hareketle- milyonlarca yıl boyunca huzurla parıldayan yıldızların nasıl olup da aniden patladıklarını anlamaya çalışıyor.
Son dönemlerde iki önemli keşif yapıldı. Biri, uzayın derinliklerinden gelen ve Dünya'ya ulaşan yüksek enerjili gama ışını patlamalarına ilişkin bir bilgi. Gökbilimciler, onlarca yıldır, bu patlamaların kökeninin ne olabileceği üzerinde düşünüyordu ve uzay araçları yakın dönemlerde yanıtın ortaya çıkması yönünde ikna edici kanıtlar sunarak tartışmaya son noktayı koydu. Bu yanıt, Woosley tarafından on yılı aşkın bir süre önce ortaya atılan görüşle örtüşüyordu: Birçok gama ışını patlaması, asıl patlamadan dakikalar önce süpernovalardan yayılan erken uyarı sinyalleridir.
Bu bağlantı bir diğer gizeme, asıl patlamaya doğru ilerleyen olaylara bir bakış sunuyor. Araştırmacılar bu konuda da ilerleme kaydetti. Yanıt için gökyüzü yerine süpernovaların bilgisayarda üretilen modellemelerini izleyen bazı araştırmacılar son felaketi tetikleyenin ne olduğunu bulmuş olabileceklerini düşünüyor. Yapbozun eksik kalan parçası, hayal edilemeyecek kadar güçlü yankılar -yıldızların son gösterileri- olabilir.
Gökbilimcilerin, genellikle gökcisimlerini onlar yok olmadan incelemek gibi bir aceleleri yoktur. Ama bugünlerde yüzlerce gökbilimci acil bir durum olduğunda göreve çağrılan doktorlar gibi zamanında işlerinin başında olabilmek için, cep telefonları ve çağrı cihazlarını yanlarından ayırmıyor. Tümü, Swift adlı uzay aracından gelecek bir sinyali bekliyor.
2004'te fırlatılan Swift, gama ışınları için gökyüzünü tarıyor. Bir patlama saptadığında, merkeze odaklanmak ve geriye kalan ışığı tam olarak belirlemek için teleskoplarını gama ışınlarının kaynağına doğru çeviriyor.
Ayrıca yeryüzünde bekleyen ve daha büyük teleskoplarla daha yakından gözlem yapabilen gökbilimcilere de çağrı gönderiyor.
Swift, 18 Şubat 2006'da, Koç takımyıldızı doğrultusunda bir yerlerden gama ışını geldiğini saptadı. Uydu, üç dakika içinde patlamanın yerini belirlemiş ve dünyaya uyarı sinyali göndermişti. İki gün sonra Arizona'da (ABD) bir telekoskobun başındaki gökbilimciler patlamanın genelde olduğundan çok daha yakın bir yerde, yakındaki, küçük bir galakside olduğunu saptadılar.
Gökbilimciler daha önce patlamalar ve süpernovalar arasındaki bağlantının izini sürmüşlerdi. Ama bu patlama çok yakındaydı ve Swift tarafından çok hızlı bir biçimde saptanmıştı. Araştırmacılar bunun, gama ışını patlamalarının, patlayan bir yıldızın sahneye koyduğu gösterinin ilk sahnesi olduğu konusundaki kuşkularını doğrulayacağını umuyordu.
18 Şubat'taki bu patlama, genelde olduğundan çok daha uzun, her zamanki birkaç saniyenin aksine yarım saatten fazla süren bir gama ve x-ışını selinin ardından görünür ve kızılötesi bölgelerde ışınımda bulundu. Patlamadan geriye kalan bu ışık izleyen üç gün içinde sönmeye başladı ve ardından sahneye süpernova çıktı.
English Version translated by Filiz Topcu
BANGgG
Stan Woosley has loved chemical elements and blowing up things, since his teenager years. He lived his childhood in Texas (USA) in the late 1950s, "I did everything you could do with potassium nitrate, perchlorate, and permanganate, by mixing them with lots of other things," he says. Woosley tested his explosive mixtures on a golf course in Fort Worth. He summarizes his experiments as : "I closed the jar’s cover tightly and ran fast away."
Working as an astronomer at the University of California (Santa Cruz USA) now, he is dealing with bigger, much bigger explosions. He has been investigating the strongest explosions and the supernovas –death of stars-, from the beginning of the universe.
These explosions, almost happening every second and usually are in so far galaxies that a people can never imagine, blazing as bright as hundreds of billions of stars and creating a fireball that expands and takes months to cool down. We are lucky that those explosions do not occur near our planet. The last supernova in our galaxy exploded in 1604, it was like the brightness of Jupiter in the sky and that was observed carefully by Johannes Kepler, the pioneer of astronomy.
Although they occur so far, supernovas can directly affect human bodies. The carbon in our cells, the oxygen in the air, the silicon in computer chips and rocks, the iron in our blood and machines, so almost every atom heavier than hydrogen and helium, appeared from the first stars and strewn across the universe when they exploded billions of years ago.
Astronomers have been trying to understand why stars shining peacefully for millions of years blow up suddenly for decades eager to understand origins of humanity and, in some cases, eagerness about things banging.
Lately there have been made two important discoveries. One is knowledge about potent blasts of high-energy gamma rays that come from distant points in the galaxy. For decades astronomers have been working on what can be the reason or root of these explosions and space vehicles by giving persuasive evidences give an end point to this discussion. This answer was matching up with what Woosley came up with more than 10 years ago. Many gamma-ray bursts are the early warning signals from supernovas, emitted minutes before the explosion.
This link offers a glimpse to the other mystery which is the events of leading up to the actual explosion. In this area the researchers have made headway. Instead of looking at the sky for the supernovas, they looked at computer models of supernovas and figured out what may trigger the final cataclysm. The missing part at the puzzle, unimaginably powerful reverberations, could be the echoes of a star’s last show.
Astronomers, usually do not have a hurry to study heavenly bodies before they vanish. However nowadays, hundreds of Astronomers have their cell phones or beepers in constant wears like doctors who can be called for an emergency. All of them just wait for one signal that the space ship called Swift will give.
Swift was sending to the galaxy in 2004 and scans the sky for Gama rays. When it detects a burst, it swivels its telescopes toward the source to get a good fix and detect the afterglow, the lingering point of light that marks the spot where a burst originated. It also sends an alert to earthbound astronomers, who can take a closer look with bigger telescopes.
Moreover it sends a beep to the bigger telescopes with which Astronomers, waiting on the Earth can observe closer.
On February 18, 2006, Swift detected an outpouring of gamma rays from somewhere toward the constellation Aries. Within three minutes, the satellite had determined the position of the explosion and broadcast an alert to the Earth. Two days later, astronomers at a telescope in Arizona (USA) reported that the explosion came from a small, nearby galaxy, only a fraction as far away as usual.
Astronomers had before traced a connection between explosions and supernovas. But this explosion was so close, and Swift had detected it so quickly, that scientists hoped it would help confirm what they suspected that was: a gamma-ray explosion is an exploding star's opening act.
This explosion on February 18th, was much longer than it was usually, after one Gama ray and x-ray flood in the invisible and infrared regions that are lasting more than half an hour rather than the typical few seconds, radiated. After the explosion, the light started to die away, for the sequential three days and after that supernova took the place.